Tünelin Sonunda Bir Işık Var

light - Tünelin Sonunda Bir Işık Var

Tünelin sonunda bir ışık var dendiğinde aklıma hep şu soru gelir: Bu ışık gerçekten bizi aydınlığa ulaştıracak ışık mı yoksa üzerimize gelen ve birazdan altında kalacağımız trenin ışığı mı? Sanırım benim gördüğüm ışık trene ait değil… Sebeplerini aşağıda sıralıyorum…

Covid19 aşı çalışmaları iyiye gidiyor. Tıp dünyasında prestijli yayın dergilerinden biri olan The Lancet, Rus aşısının antikor üretimini sağladığına ilişkin testleri yayınladı. Buna göre haziran ve temmuz aylarında 76 kişi üzerinde test edilen Rus Covid-19 aşısı deneklerin yüzde 100’ünde antikor oluşmasını sağladı ve hiçbir yan etki görülmedi. Diğer ülkelerin aşı çalışmaları da iyiye gidiyor. Tüm bu gelişmeler 2021 yılına girerken aşının uygulanmaya başlanacağını gösteriyor. Bu demektir ki 2021 yılında Covid19 kelimesi bizim için mazide kalan kötü bir anı ve hiç unutmamak üzere dersler çıkardığımız bir felaketi anımsatacak. Bu arada Türkiye Günlük Korona Virüs Tablosunun fon rengini de muhtemelen bir süre görmek istemeyeceğiz.

Ekonomimiz bu süreçte her ülkede olduğu gibi ciddi bir darbe aldı. Türkiye Ekonomisi 2020 yılının Nisan Mayıs ve Haziran aylarındaki üç aylık dönemde (ikinci çeyrek) 2019 yılına göre yüzde 9,9 küçüldü. Dünyada ise rakamlar bizden daha kötü…ABD yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32,9 Japonya yüzde 28,1 Almanya 11,7 küçüldü. Kritik sorular ise şunlar: Dibi gördük mü? Gördüysek tekrar çıkışımız ne şekilde olacak?

Covid19 pandemisi ilk ortaya çıktığında yaşanan panik havası ekonomilerin tüm dünyada kapatılmasına sebep oldu. Şimdilerde vaka sayılarının artmasına rağmen tüm dünyada ekonomilerin kapatılmaması yönünde çok ciddi bir irade görüyorum. Ekonomiler kapatılmayacaksa ekonomik daralmada dibi gördüğümüzü söyleyebiliriz. Devlet yetkilileri söylemlerinde çok dikkatli davranıyor. Örneğin bizde ikinci dalga kelimesi kullanılmadı, birinci dalganın ikinci zirvesi dendi. Gerçekten öyle mi? Nereden baktığınıza göre değişir. Vaka sayılarının arttığı bir dönemde buna ikinci dalga derseniz birinci dalgada yaşadığımız her şeyi bir daha başa saracağız demektir. İkinci dalga denmediğine göre eskiye dönüşü kimse istemiyor. Çünkü biz dahil dünyada ikinci bir dalganın ekonomik faturası ödenecek gibi değil. Bu nedenle ekonomiler kapatılmayacak, hastalıkla mücadele tam gaz devam edecek. Bu mücadelede cezai yaptırımların biraz daha artacağını öngörüyorum. Toplumsal davranış kodlarımıza baktığımda maalesef bundan kaçışın olmadığını üzülerek görüyorum.

Dibi gördüysek çıkışımız nasıl olacak? V ya da W ya da U? Bence hiçbiri… Nike firmasının amblemini herkes bilir. Dünyanın ekonomik toparlanması da aynı Nike amblemi gibi olacak. Yavaş yavaş ama kararlı bir toparlanma. Neden V şeklinde bir toparlanma beklemiyorum. Çünkü düşerken var olan ekonomik aktörlerin hepsi yükselirken olmayacak. Birçoğu iflas etmiş, birçoğu yeni bir iş koluna girmiş birçoğu da eski risk iştahını kaybetmiş olarak devam edecek yoluna. Diğer senaryolardan W şeklinde bir hareket için gerekçe göremediğimi U şeklinde bir hareketi ise beklemediğimi ifade etmeliyim. Kararlı, yavaş yavaş ve temelleri sağlam bir ekonomik büyüme tüm dünyada ve bizde 2021 yılı itibariyle başlayacaktır.

Jeopolitik riskleri değerlendirdiğimizde Doğu Akdeniz konusu gündemin en üstünde yer alıyor. Yunanistan ile sıcak çatışma riski bulunmakla birlikte ben bunu olası görmüyorum. Hali hazırda Yunanistan, ABD’nin bölgedeki etkinliğini azalttığı bir ortamda yeni abi figürü oynayan Fransa’nın kışkırtması ile Türkiye’den ne koparabilirim hesabı yapmakta… Almanya’nın Yunanistan üzerindeki etkisini ekonomik açıdan okuyabiliriz. Henüz sahada görünmeyen İngiltere ise son sözünü söylemiş değil. Böyle bir ortamda sıcak çatışma olmaz. Sıcak çatışma Fransa dışında kimsenin işine de gelmez. Fransa’yı farklı kılan husus, Macron’un Nato’yu ortadan kaldırıp yerine bir Avrupa Ordusu oluşturmak istemesinden kaynaklanmaktadır. İki Nato üyesi olan Türkiye ve Yunanistan’ın bir savaşa girmesi teknik olarak Nato’nun da yok olması demektir. Bu nedenle devlet yetkililerimiz Yunanistan’ı Fransa’nın kışkırtmalarından etkilenmemesi hususunda defalarca uyardı. Bu konudaki en büyük şanssızlığımız; Charles de Gaulle, Jacques Chirac vb. büyük devlet adamlarından sonra Macron gibi bir figürün Fransa gibi bir ülkeyi yönetiyor olmasıdır. Vizyonu sığ figürleri, büyük devlet adamlarının halefi olarak bir koltuğa oturttuğunuz zaman, kendilerini bir şekilde göstermek için türlü türlü soytarılıklar yaptığını tarih kitaplarından okuyabilirsiniz. Bu nedenle Macron’u ve onun saçmalıklarını bir kenara koyarak Doğu Akdeniz konusunda kontrollü gerginlik politikasının bir süre daha devam edeceğini varsayabiliriz.

Öte yandan turizm gelirlerinde ciddi bir daralma olduğunu biliyoruz. Ancak buna rağmen 7 Eylül 2020 tarihi itibariyle 10 milyon turist sayısını geçmiş durumdayız. Türkiye geçen yıl cari açığını turizm gelirleri ile kapatmıştı. Uzun yıllardır ilk kez cari fazla vermiştik. 2021 yılı itibariyle pandemi etkisinden kurtulmuş bir dünyada Ege ve Akdeniz kıyılarını özleyen milyonlarca turistin ülkemizi ziyaret edeceğini ve rekor düzeyde döviz bırakacağını düşünüyorum. Dış ticaret açığını kapatmaya yönelik yerli ürünlerin kullanılması yönündeki iradenin devam ettiğini görüyoruz. Özellikle ara mal ithalatını önlemeye yönelik yapılan yatırımlar memnuniyet verici… Bu yatırımların sonuçları alınmaya başladığında Türkiye Ekonomisi çok daha dengeli bir seyir izleyecektir.

İnsan kalitesi her geçen gün artıyor. Eğitimli insan sayısı artmakta ancak gerek özel gerek kamu sektöründe liyakat esaslı atama ve yükselme konusuna dikkat etmemiz gerekiyor. Bu konu ulusal güvenlik sorununa dönüşmeden önce ciddi iyileştirmeler ve toplumsal dönüşüm sağlanmalıdır. Aksi halde ekonomik kalkınmadan, büyümeden ve ilerlemeden bahsedemeyiz.

Toparlayacak olursak, her ne kadar içinden geçtiğimiz dönem zor da olsa geleceğe umut ve güvenle bakacağımız çok fazla sayıda gelişme var. Biraz sabretmek gerekiyor. Hiç durmadan çalışmak, dosdoğru olmak, hakkı gözetmek gerekiyor. Göreceksiniz 2021 yılında 2020 yılını çoktan unutmuş olacağız…

Doç. Dr. Sinan Esen

Utrader Yönetim Kurulu Üyesi

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ)

Dekan Yardımcısı

 

Sevdiklerinizle Paylaşın
Uzun yıllar internet teknolojileri ve web tarayıcıları ile uğraşmıştır. Halihazırda yabancı bir firmada yöneticilik yapmaktadır. Aynı zamanda uTRader bünyesinde gönüllü olarak projeler yürütmektedir.
Yazı oluşturuldu 81

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön