Amerika Birleşik Devletleri Agresif Şekilde Gümrük Usulsüzlüklerine ve Dolandırıcılığa Karşı Sıkı Denetimi Devreye Alıyor 

Hazır mıyız? 

Dünya bambaşka bir yere gidiyor. 2018 yılından beri uluslararası ticaret ve uluslararası ticaret hukuku ile ilgili olarak görüşlerimi paylaşmaktayım. İlk dönüşümü ticari ve finansal yaptırımlar ile yaşadık. O günlerde konunun gideceği yeri, uyarılarıma rağmen kimse göremedi. “Bizim ticarete bir şey olmaz” dendi. 

İkinci dönüşüm pandemi ve mücbir sebep meselesi ile karşımıza çıktı. 

Üçüncü dönüşüm ise sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi konusu oldu. O dönemde yazdıklarım bugün herkesin hedefi, odağı ve çabası hâline geldi. 

Şimdi karşınıza dördüncü dönüşüm ile çıkıyorum: Uluslararası ticarette gümrük usulsüzlükleri ve dolandırıcılık faaliyetleri. ABD bu kavramı dönüştürüyor. 

Yıllarca ihracat işlemlerini görece gevşek bir sistem içinde icra ettik. Commercial Invoice hazırlandıktan sonra malları taşıyacak bir lojistik firması bulunduğunda, KDV iadesi ve dahilde işleme rejimi gibi bir ihracat teşviği yoksa, sürecin ötesine pek dikkat edilmezdi. Biraz zaman alan bir sürecin ardından malınız ABD’ye girerdi. 

Bu esnek sistem içinde belgeleriniz tam (!!!) ise, karşımıza çıkan en büyük sorun çoğu zaman mal bedelinin tahsil edilmesi olurdu. 

2026 yılı Şubat ayında Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı (“Department of Justice” – DOJ) bünyesinde kurulan yeni Trade Fraud Task Force (Ticaret Dolandırıcılığı Görev Gücü), uluslararası ticaretin yapısını ve gümrük uyum risklerini ciddi şekilde yeniden tanımlamaktadır. Özellikle 23 Şubat 2026 tarihinde Arlington, Virginia’da gerçekleşen International Trade Investigations, Enforcement & Litigation konferansında DOJ’nun Ticaret Dolandırıcılığı Görev Gücü Başkanı Cody Matthew Herche tarafından yapılan konuşma bu yeni yaklaşımın ana hatlarını ortaya koymuştur. 

Herche, geleneksel olarak uluslararası ticarette uyumun sadece idari beyan ve belge arşivleme ile ilgili dar bir alan olarak görüldüğünü, artık bunun tamamen değiştiğini ifade etmiştir. DOJ, ticaret dolandırıcılığını ulusal ve ekonomik güvenlik meselesi olarak değerlendirmekte ve bu alanda: 

  • Sivil yaptırımların ötesinde cezaisoruşturmalar,•Bireysel sorumluluğa odaklanma,• Gelişmiş veri analitiği ile tespit sistemleri, 
  • Federal kurumlar arası işbirliğigibi yeni uygulamaları devreye sokmuştur. 

Bu yaklaşım, ticari uyum (“trade compliance”) konusunun artık sadece idari bir raporlama taahhüdü değil, doğrudan cezai sorumluluğa ve ciddi yaptırımlara yol açabilecek bir alan olduğunu göstermektedir. 

DOJ Ticaret Dolandırıcılığı Görev Gücü yalnızca Adalet Bakanlığı ile hareket etmemektedir. Görev gücüne kaynak, uzmanlık ve veri sağlayan başlıca kurumlar şunlardır: 

  • U.S.Customsand Border Protection (CBP) – Gümrük ve sınır kontrolleri,  
  • Departmentof Homeland Security (DHS) – İç güvenlik koordinasyonu, 
  • Foodand Drug Administration (FDA) – Ürün güvenliği ve sağlık, 
  • EnvironmentalProtection Agency (EPA) – Çevre ve sağlık standartları, 
  • Consumer ProductSafetyCommission (CPSC) – Tüketici ürün güvenliği, 
  • Officesof Inspectors General (OIG) – Kamu sözleşmelerinde uyum gözetimi. 

Bu çok kurumlu işbirliği, ticaret uyumunun sadece gümrük mevzuatı değil, ürün güvenliği, sağlık ve çevre standartları ile birlikte takip edildiğinin önemli bir göstergesidir. 

Herche, görev gücünün özellikle odaklandığı ticaret dolandırıcılığı uygulamalarını şöyle açıklamıştır: 

  1. a) Menşe Beyanı ve Menşe Değiştirme: Ticari ürünlerin gerçek menşe ülkesinin yanlış beyanı veya başka ülkeler üzerinden aktarılması suretiyle gümrük vergilerinden kaçınma çabaları en yaygın inceleme alanıdır.
  2. b) Yanlış GTİP (HTS) Sınıflandırması: Yanıltıcı ürün sınıflandırması ile daha düşük tarife veya anti-damping vergileri elde edilmesi, özellikle “HTSdrift” olarak adlandırılan ani sınıflandırma değişiklikleri yakından izlenmektedir.
  3. c) Çift Fatura ve Değer Manipülasyonu: Gümrüğe düşük değer bildiren, ancak müşteri faturasını yüksek tutan çift fatura (doubleinvoicing) organizasyonları ciddi şekilde incelenmektedir.
  4. d) Ürün Güvenliği ve Sertifika Sahteciliği: FDA, EPA ve CPSC gibi kurumların gerektirdiği güvenlik ve sertifika belgeleri sahte olan ürünlerin ABD’ye girişine izin verilmesi, ulusal güvenlik ve halk sağlığı açısından ağır yaptırımlar gerektirmektedir.
  5. e) “PortShopping” Taktikleri: Bir limanda reddedilen ürünlerin başka bir limanda farklı beyanlarla yeniden ithal edilmeye çalışılması gibi davranışlar özellikle riskli bulunmaktadır.

Görev gücü, sadece şirketlere değil, şirket içindeki gerçek kişilere yönelik sorumluluk da aramaktadır. ABD ceza kanununa göre bazı ticaret dolandırıcılığı suçları 20 yıla kadar hapis ve ağır para cezaları içermektedir. 

Görev gücü, ticari aktörlerin sorular sormasını ve iç sistemlerini gözden geçirmesini önermektedir. Şu soruların sorulacağını beyan etmektedir: 

  • Tarifeler uygulandıktan sonra maliyet neden sabit? 
  • Bir ülke neden birden tercih edilen menşe hâline geldi? 
  • Sipariş formları ile gümrük belgeleriarasında neden çelişkiler var?
  • Taşıma sürecindeithalatçı ismi kaç kez değişti?
  • Ürünler neden ani GTİP değişikliklerine tabi tutuluyor?

Artık “Uyum” Sadece İdari Bir Gereklilik Değil 

Sonuç olarak “uyum” sadece idari bir gereklilik değildir. DOJ’nun yeni yaklaşımı uluslararası ticarette: 

  • “Uyum”usadece idari belge düzenleme ve arşivleme olmaktan çıkarmaktadır,
  • Ticareti ulusal ve ekonomik güvenlikeksenindedeğerlendirmektedir,• Cezai sorumluluğu ve bireysel hesap verebilirliği öne çıkarmaktadır, 
  • Bu alanda gelişmiş veri analizi ile agresif tespit ve soruşturma mekanizmaları kurmaktadır.

Bu yapısal dönüşüm, ticaret hukukunun sıradan bir idari alan olmaktan çıkıp uluslararası ticaret uyumu, operasyonel risk ve kurumsal yönetim için merkezi bir odak hâline geldiğini göstermektedir. 

Tedarik zinciri yöneticilerine, ihracatçılara ve gümrük müşavirlerine buradan güçlü bir uyarı yapmak istiyorum. Süreçlerinizi, yukarıda belirttiğim uygulamalara dikkat ederek gözden geçirmenin zamanı gelmiştir. Bu hususu “ABD bize bir şey yapmaz” yaklaşımıyla değerlendirmeyelim. 

Konu yakında, yaptırımlar döneminde olduğu gibi, finansal kurumlar, bankalar, lojistik şirketleri, sigorta şirketleri ve denetim firmaları gibi uluslararası aktörler tarafından ciddiyetle ele alınacaktır. 

Bugün küçük görülen bir hata veya günü kurtaran bir kazanç, yarın ticaretinizin önüne çok ağır engeller çıkarabilir; yurt dışındaki varlıklarınıza tedbir konulmasına ve hapis cezasına varan yaptırımlarla karşılaşmanıza neden olabilir. 

Unutmayalım. 

 

Avukat Murat Eren

Bu yazının telif hakkı Utrader’e ait olup, ancak kaynak gösterilmek suretiyle izinsiz olarak kullanılabilir, yayınlanabilir.