Utrader Görüş: İhracatımızın Yapısal Sorunları

İhracatımızın Yapısal Sorunları

İhracat neden artıyor?

Ticaret Bakanlığı, Merkez Bankası, Kosgeb, TÜİK ve STK verileri diyor ki;

Türkiye’de her sene ihracata başlayan firmaların %93’ü kadar şirket de ihracatı bırakıyor!

İhracatçılarımızın yaklaşık yarısı tek pazara satış yapıyor.

Yükte ağır, pahada hafif mallar sattığımız için uzak pazarlara lojistik maliyetler nedeniyle erişemiyoruz. Dahası AB hariç yakın pazarlarımız zaten kalite ve inovasyonu öncelemiyor.

İhracatçı sayımız 120.000’i geçti ama sekiz yılda firma başına ihracat %30 düştü!

KOBİ’lerin en fazla ihracat yaptığı sanayi ürün grubu; artık az gelişmiş ülkelerin bile üretmek istemediği “Giyim Eşyası” İthalata dayalı ihracat sistemi olan Dahilde İşleme Rejimi, “ihracatın afyonu” haline geldi.

İhracat teşviklerini alan firmaların ihracat performansını doğru takip edemiyoruz.

Bir Türk ihracatçısı kredi alırken, Alman ihracatçısına göre %40 daha fazla teminat veriyor.

Küresel ticaretin yüzde 66,2’si rekabet edemediğimiz 747 sektörde gerçekleşiyor.

Peki neden ihracat rekorlar kırıyor? Dahası nasıl oluyor da, daha gerçekçi bir başarı göstergesi olan Türkiye’nin küresel ihracattan aldığı pay 2023’te rekor kırarak %1,06’ya yükseldi?

Çünkü:

İhracata inanılmaz düzeyde bir teşvik var. Sadece Eximbank 2023’de 42 Milyar Dolar destek verdi.

Kosgeb, Ticaret Bakanlığı ve Hazine teşvikleri de cabası. Devletin büyük promosyonu ve teşviği ile her firma kendini ihracatı düşünmek zorunda hissediyor.

Bunun yanında son yıllarda TL’nin hızlı değer kaybı ve enflasyon, iç piyasayı kilitlediği için firmalar can havliyle, ne pahasına olursa olsun kendilerine yurtdışında pazar bulma derdine düştüler.

Değersiz TL, aynı zamanda dış alıcıların iştahını açtı.

Bilimsel raporlara göre zaten, geleneksel olarak ihracat artışımızın yarısı firmalarımızdan değil, dünya talebinin artmasından kaynaklanıyor.

Batılı ülkeler dahil dünya ülkeleri Rusya’ya ambargoyu Türkiye üzerinden yapılan ihracatla aştılar.

Çin tedarikinden ürkmeye başlayan batılı firmalar, alternatif olarak Türkiye gibi ülkeleri tercih ediyorlar.

Yani ihracat artışımızın önemli bir kısmı “taşıma suyla değirmen döndürme gayretinden ve global konjonktürün Türkiye’ye sunduğu geçici fırsatlardan kaynaklanıyor.

Devletin ihracatı artırmada büyük bir iyi niyeti ve gayreti var. Savunma sanayi ile şirketlere örnek de oluyor. Ancak ortalama eğitim süresi 9,2 yıl olan, yani lise birinci sınıfın biraz üstü olan bir ülkede nitelikli ürünlere dayalı ihracat yapmanın kolay olmadığını herkes kabul etmelidir.

Dünya markaları çıkarmadıkça, inovatif ve kompleks ürünler geliştirmedikçe, kurumsal ihracatçıları desteklemedikçe, batılı ülkelerin lisansları altında fasonculuktan vazgeçmedikçe, dağıtılan teşvikleri takip etmedikçe ve tüm bunları stratejik boyutta ele almadıkça “katma değersiz ihracat” sarmalından çıkamayacağız.

Bu yazının telif hakkı Utrader’e ait olup, ancak kaynak gösterilmek suretiyle izinsiz olarak kullanılabilir, yayınlanabilir.